Kürtler 100 yüzyılı aşkın süredir defalarca katliama uğratılmıştır birçok devlet tarafından.En acı katliamlar zulümler Türkiye'de yapılmıştır Kürt Halkına.

Kürtler  binlerce yıldır kendi topraklarında esir misafir sığıntı muamelesi görmüşlerdir.Kuşkusuz bunların en büyük sebebi Kürtler'in kendi  devletlerinin olmamasıdır.Zira egemen devletler.Kürdistan coğrafyası özgür ve bağımsız olsaydı bu sorunlar yaşanmaz ve Kürtler'in kendi topraklarında katliamlar yapan devletler,katliam zulüm yapamazlardı Kürt milletine.



Türkiye'de Kürtler'e Yapılan Katliamlar

Zilan Katliamı(13 Temmuz 1930) Komkujiya Zîlan



ağrı zilan katliamları

Hamile Kadınların Karınlarının Deşildiği Gün
Türk ordusu tarafından 13 Temmuz 1930 yılında Wan'ın Erçiş ilçesi Zilan Deresi bölgesinde(Hatun Çukurovası) yapılan katliam.

Zilan Katliam'ında resmi rakamlara göre çocuk kadın yaşlı demeden 15 bin den fazla Kürt katledilmiştir.Türk Ordusu uçakları tarafından Zilan Bölgesine bomba yağdırılmış,bombardımandan kurtulup Zilan Dere'sine sığınan binlerce insana Tarihin en kanlı vahşi katliamlarından biri yapılmış ve Zilan Deresine sığınanları da katletmişlerdir.Cumhuriyet Gazetesi'ne göre ''Zilan Deresi ağzına kadar cesetle dolmuştur'' haberiyle katliamı kahramanlık edasıyla duyurmuştur kamuoyuna..




zilan katliamı



Katliama Türk ordusundan iki kolordudan askerler(7.ve 9.) ve 80 uçak katılmıştır.Devlet basını görevi yapan Cumhuriyet Gazetesinin o günlerdeki haberine göre Erçiş bölgesinde yakılmayan köy kalmamıştır.

Tarihte Benzeri Olmayan Katliam


Katliamdan kaçanlar Zilan Deresine sığınmış;

Derenin etrafı sarılmış on binlerce asker tarafından baştan başa sarılmış, sonra kırım başlamış, kırım boyunca yer gök insan feryatlarıyla dolmuştu. Yeni doğmuş bebekten 90'lık ihtiyara kadar her yaş ve cinsiyetten sayısız insan; mitralyöze tutularak, süngülenerek, buğday başağı biçilircesine yok edildi. 
zilan katliamı cesetler

Zilan Katliamının Nedeni?




Şark Islahat Planı (24 eylül 1925)'a göre Kürt aristokratlar ve dinî önderleri sürgün edildiler.Bu İnsanlık dışı sözde Islahat Plan'ına karşı çıkan bölge halkına,  8 yıl sonra gerçekleşecek olan Dersim Katliamı benzeri katliam yapılmış ve Kürt halkının her türlü direnci kırılmış söz hakkı elinden alınmıştır.


Hamile Kadınlarının Karnı Deşildi
Zilan katliamı sırasında asker olan Diyarbakır'dan katliam bölgesine sevk edilen birliğin içinde olan Mirza Efendi, tanık olduğu olay Zilan Katliamının dehşetini ne denli büyük oldugunu gösteriyordu.

Mirza Efendi;”Zilan Katliamında ben Diyarbakır’da askerdim. Diyarbakır’dan bölgeye sevk edilen askeri birliklerin içinde ben de vardım. Bölgeye intikal ettiğimizde katliam yeni yapılmıştı. Bizler firar edenler ya da katliamdan kurtulup gizlenenlerin bulunması ile görevliydik. Yakılan Cakırbey köyünde bu amaçla arama tarama yapıyorduk, daha önce katledilen ve yakılan köyün yıkıntıları arasında sağ kalan insan arıyorduk. Aramalar neticesinde iki kişi bulundu. Her ikisini de alıp komutanın yanına getirdiler. Bizler de arama faaliyetini tamamlayıp orada toplandık. Yakalananlardan biri 80’lik ihtiyar bir adamdı. Diğeri ise, halinden doğumunun çok yakın olduğu belli olan hamile bir kadındı”

”Komutan, yaşlı adama bir iki tekme atıp;Bu adam zaten gebermiş, iki kişi kadının kollarından tutsun dedi.İki asker, daha önce gördüğü dehşetinde etkisiyle tir,tir titreyen zavallı kadının kollarından tuttu.Komutan;içinizde bu kadının karnını deşip piçini çıkaracak bir gönüllü çıksın diye bağırdı. Bir kaç kez seslendi, askerlerden bir ses çıkmadı. Bunun üzerine bu işi gerçekleştirecek kişiye 40 gün mükâfat izni var dedi. Bir asker gönüllü olarak çıktı. İki kolundan kıskıvrak tutulmuş zavallı kadının karnını süngüyle yardı. Kadıncağız hemen öldü. Çocuk yaşıyordu. Komutan; Bakın bakalım, erkek mi kız mı diye sordu. Asker erkek diye cevapladı, Komutan Piç in erkek olduğunu tahmin etmiştim dedi.

kürtlere yapılan katliamlar

“Askerler, genç kız ve kadınların cesetlerine tecavüz ediyorlardı”


Ahmet Yıldız ismindeki bu tanığın ifadeleri katliamı işleyen askerlerin nasıl insanlıktan çıktığını ve ölü kadınların bedenlerini nasıl kirlettiğini nefret dolu ifade ile şöyle aktarıyor.

”Aşê Davuda ceset doluydu, Ağustos sıcağında cesetler şişmiş, kokuyordu. Askerler, genç kız ve kadınların cesetlerine tecavüz ediyorlardı, Aşê Davuda (Davutlar değirmeni), Erciş kız yatılı ilköğretim bölge okulunun bulunduğu yerdir, Van –Erciş yolu üzerinde bulunuyor ya. En büyük toplu katliamlardan bir de orda yapıldı. Ben o zamanlarda. Askerlere erzak taşırdım. Birkaç defa Aşê Davuda’da kamp kurmuş olan askerlere erzak götürdüm, kendi gözlerimle gördüm. Cenazeleri üstü üste kule şeklinde yığmışlardı. Hiç unutmam, askerler cenazelerin arasına girip güzel kadın ve kızların cesetlerine tecavüz ediyorlardı” dedi.


Bölge Halkının Mallarına da El Konuldu


Katliamdan sonra bölge halkının mallarına el konulmuş,

O zaman ki Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi ise,

''Zilan Bölgesi vadilerinden birinde 1.550 kişi kesildi, Erciş bölgesinde 200 köy yakıldı, Patnos sahasında yakılıp yıkılmayan tek köy kalmadı, Türk askerleri, Kürtlerin hayvanlarını da alıp aşırdılar''. şeklinde belirtmiştir.


Erçiş'te 12 Kürt Köyüne Pamirli Kırgızlar Yerleştirildi



Katliamdan sonra 1950 yılında “yasak bölge” ilan edilen Zilan’ın 12 köyüne devlet el koydu.

1980 darbesinden sonra Kenan Evren o 12 köyü Ruslar’ın Afganistan’ı işgal etmesi sonrası kaçıp gelen Pamirli Kırgızlar’a verildi.
Katliam toprağı üzerinde yerleştirilen o Kırgızlar’a bir süre sonra silah verildi, korucu ilan edildiler.


Katliamın Tanıklarının Konuşmasını Haber Yapan Kürt Gazetecilerine Ceza


diha kürtler
2007 yılında DİHA Van muhabirleri Oktay Candemir ve Ercan Öksüz, Zilan deresi katliamı tanıklarından 94 yaşındaki Kakil Erdem'in tanık olduğu olayları konu alan
 "Zilan Katliamı'nın Tanığı Konuştu" başlıklı bir röportaj yayınladılar. Röportajın ardından iki muhabir hakkında 9 Eylül 2008’de Van 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan dava neticesinde iki muhabir birer buçuk yıl hapse mahkûm edildiler.






Yaşar Kemal 1950'lerdeki röportajlarında, Zilan Katliamını öğrendiğini ve çok üzüldüğünü belirtmiştir.''Deniz Küstü'' romanında da katliamdan bahsetmiştir.

Türk Medyası Katliamı Kahramanlık Gibi Sundular !




Hamile kadınlarının karnı deşilip doğmamış bebekleri bile süngü ile katleden,cesetlere bile tecavüz edilen,vahşet dolu katliamı o zaman ki Türk Medyası kahramanlık gibi sunup bu katliamı gerçekleştirenlere övgüler yağdırmıştır.

cumhuriyet gazetesi dersim katliamı
Tarihin en büyük Kürt Katliamına Devlet Basını Cumhuriyet Gazetesinin bakış açısı



Zilan Katliamından Sonra İsmet İnönü'nün Açıklaması 
ismet inönü kürt mü

Katliamdan sonra konuşan dönemin Başbakan'ı İsmet İnönü Milliyet Gazetesi'ne verdiği demeçte;
''Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur'' açıklamasında bulunmuştur.Bu açıklama bile Kürtler'e ne denli zulümler yapıldığının kanıtıdır..

Zilan Katliamını Çoğu Kürt ve Türk Neden Bilmiyor ?



Bu katliamlar yıllardır sansürlenmiş ve hiçbir şekilde açığa çıkmaması için çabalar yürütülmüştür.Okullarda Türk basınında bu katliamlara yer verilmez hiçbir şekilde.Haberi Yapanlar da yukardaki belirttiğimiz gibi cezalar almaktadır.
Dolayısıyla Türkiye kamuoyu bu katliamları bilmemektedir.Son yıllardaki Sosyal Medya aracılığıyla bu bilgiler yayınlanmakta ve millet bilinçlenmektedir.

Dersim Katliamı (1937-1938)



dersim-katliamı


Kürtlere yapılan ikinci büyük katliam Dersim katliamı..

Atatürk döneminde yapılan Dersim Katliamında resmi rakamlara göre 13 binden fazla sivil 10 binden fazla da zorunlu göç oldu.


Dersim Katliamının Gelişimi


20 Mart 1937 tarihinde General Abdullah Alpdoğan'ın komutasındaki harekat başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra ikinci sefer Abdullah Alpdoğan yanına aldığı 50.000 asker (üç kolordu ) ile bölgeye gitti fakat dağları bir türlü aşamadı. Bunun sonucunda bir hava saldırısı gerektiğine karar verdi.



Daha sonra Sabiha Gökçen'i davet etti. Sabiha Gökçen de kabul edip Hava Kuvvetleri'nden 3 uçak filosu ile havadan saldırı gerçekleştirdi. İnsanların saklandığı Laş mevkiini'sine saklananlara havadan bomba yağdıran Sabiha Gökçen çocuk kadın demeden binlerle ifade edebilecek büyük bir katliam gerçekleştirmiştir.




Dersimlileri katletmeye doyamayanlar 13 Eylül 1937 tarihinde Seyit Rıza'yı barış görüşmeleri için çağrıldığı Erzincan vilayet konağında tutukluyorlar ve 15 - 18 Kasım 1937 tarihleri arasında Seyit Rıza ile beraber 6 kişi daha idam ediliyor.



Seyit Rıza ile beraber asılanlar;

  • Resik Hüseyin (Seyit Rıza'nın oğullarından, 16 yaşında
  • Seyit Hüseyin (Kureyşan-Seyhan aşiret reisi) 
  • Fındık Ağa (Yusfanlı Kamer Ağa'nın oğlu) 
  • Hasan Ağa (Demenan aşiret reisi Cebrail Ağa'nın oğlu) 
  • Hasan (Kureyşanlardan Ulkiye'nin oğlu) 
  • Ali Ağa (Mirza Ali'nin oğlu) 



Bu sırada 17 Kasım 1937 tarihinde Mustafa Kemal, Diyarbakır'dan Elâzığ'a geldi ve Tunceli'nin Pertek kazasına geçerek Murat Nehri üzerindeki Singeç Köprüsü'nün açılış törenine katıldı.



Dersimli Kürtün  kafasını kesip poz veren Türk askeri


Katliam Devam Etti !



Dersimlilere karşı katliam devam etti.İkinci Tunceli Harekâtı (2 Ocak - 7 Ağustos 1938) ve 10-17 Ağustos 1938 tarihinde Üçüncü Tunceli Harekâtı düzenlendi.

Mağaraya saklanan sivillere Türk askeri tarafından ateş açılması


Katliamın Sonuçları



İnsanlık tarihinin utanç katliamı olan Dersim katliamında resmi rakamlara göre 13.160 ile 40.000 arasında sivil ölürken,2248 hane, 11.818 kişi başka yerlere sürgün edilmiştir.



Bölgeden Ankara'ya gönderilen raporlarda kadın ve çocuklar dahil olmak üzere insanların zehirli gaz ve yangın bombaları kullanılarak imha edildiği yazılmaktadır. 30 Mart 1937'de, Tunceli Valisi Abdullah Alpdoğan'ın Başbakanlığa yazdığı yazının 2. maddesinde şu yazı geçmektedir: "Tayyare Alay Kumandanından yangın ve Milli Müdafaa'dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları istedim."ifadesini kullanmıştır.



  • 4 Ocak 1936 tarihinde Dersim Vilayeti'nin adı Tunceli Vilayeti oldu.


Dersim Katliamında İnsanlık Suçu İşlendi !



Derisim katliamı yakın yüzyılda yaşanmış korkunç katliamlardan birisidir.Dersim katliamında zehirli gazlarla yapılan ve binlerce sivilin katledilmesi uluslararası arenada yankı buldu ama Türkiye katliamı örtbas etme yoluna gitti.Gazetelerden yalan yanlış haberler katliamı meşrulaştırmaya sivilleri silahlı unsurlar gibi göstermişlerdir.



Sabiha Gökçen olaylarla ilgili olarak 1956 yılında Halit Kıvanç'a verdiği bir röportajda; "Canlı ne görürseniz ateş edin! emrini almıştık. Asilerin gıdası olan keçileri dahi ateşe tutuyorduk" demiştir.

ifadesi katliamın ne denli olduğunu gözler önüne sermektedir.


30 binden fazla Kürtü katledenler uluslararası mahkemelerde hiçbir ceza almamış aksine Türkiye'de madalya ile ödüllendirilmişlerdir.Evet günümüzde bile yapılan Kürtleri katletme politikaları yıllar öncede mevcut olup Kürtleri katledenler ödüllendirilmişlerdir..



atatürk dersim madalya
Atatürk imzalı Dersim Katliamı yapanlara verilen madalya

SEYİT RIZA’NIN İDAMI


Okuma yazma ve Türkçe bilmeyen sanıklara ne iddianame, ne avukat verilmiş, asabilmek için Seyit Rıza’nın yaşı 57’ye indirilmiş, oğlunun yaşı da 17’den 21’e çıkartılmıştı.



Bölge komutanı Alpdoğan Paşa, kararın yazılacağı boş kağıdı önceden imzalamıştı. Çağlayangil şöyle bitirmişti: “Seyit Rıza’yı meydana çıkardık. Etrafta hiç kimse yoktu. Ama Seyit Rıza meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa bağırdı: ‘Evladı kerbelayı. Bihatayı. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir’ dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap-rap yürüdü. Çingeneyi itti, ip boynuna geçirdi, sandalyeye ayağı ile tekme vurdu ve kendini astı. Gömüleceği yer türbe olmasın diye cenazesi de yakıldı...




Sürgünler


‘Tarama’nın ardından İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından bizzat seçilen 3.470 kişiden oluşan 347 aile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Balıkesir, Manisa ve İzmir gibi batı illerine serpiştirilerek yerleştirilirler.


Aileler sürgün edilir ve bir çoklarının kız çocukları alınır ve batıda asker ailelerine besleme olarak verilir bu çocuklar yıllar sonra gerçeği öğrenecektir. “Dersimin Kayıp Kızları”






Seyit Rıza'nın Atatürke Söylediği Efsane Söz !

Seyit Rıza o gece meydana getirilmeden önce M. Kemal’in yanına götürülmüş ve onunla görüştürülmüştür. Otomobil Seyit Rıza’yı aldıktan sonra istikamet ya Yolçatı’dır veya M. Kemal o gece Elazığ Merkez Tren İstasyonu’nda, özel trenini kör makasa çekerek Sey Rıza’nın getirilmesini beklemektedir.



Seyit Rıza’nın M. Kemal’e karşı net bir duruş sergilemiş olduğunu söyleyebiliriz. Zira o gece M. Kemal’in, Seyit Rıza’dan affedilmesine yönelik aman dilemesini beklemiş olma ihtimali yüksektir. Böyle bir davranış yerine tam tersi bir tavırla karşılaşılması nedeniyle o gece özellikle gizlenmiş, diyaloglarının içeriğinin bilinmesi büyük bir ehemmiyetle engellenmiştir. Bütün bu gelişmeler çerçevesinde Seyit Rıza’nın tarihe geçenBen sizin yalanlarınızla baş edemedim, bu bana dert olsun. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” sözünü Atatürk’ün yüzüne söylediği ifade edilmektedir.


Eğer Seyit Rıza o gece affedilmeyi istemiş olsaydı, o görüşme gizlenmeyecek, gazetelerin manşetinde yer alacak hem Seyit Rıza şahsında Dersim mağlup edilecek hem de M. Kemal bir zafer daha kazanmış olacaktı.






Katliamın Sebebi Arka Plan


Başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyet'in kurucu kadrosu, Osmanlı devletinin yıkıntıları üzerinde sadece yeni bir devlet (bir Türk ulus devleti) değil, yeni bir ulus, bir Türk milleti inşa etme misyonunu yüklenmişlerdi. Bugün modern bir devletin, başta ifade, örgütlenme ve inanç özgürlükleri olmak üzere bireylerin temel hak ve özgürlüklerini tanıyan; siyasette, ekonomide ve kültürde çoğulcu bir demokrasi olduğuna inanılıyor. Cumhuriyet'in kurucuları ise o dönem Avrupa'da da yaygın olan, otoriter nitelikte bir modernleşme anlayışına bağlıydılar. Bu anlayışa göre: Modern bir toplum ancak dinsel inançların etkisini yitirdiği bir toplum olabilirdi. Bunun için dinin devlet tekeli ve denetimine alınması, dinsel özgürlüklerin kısıtlanması gerekiyordu. Modern bir toplum ancak tek-dinli, tek-dilli ve tek-kültürlü bir toplum olabilirdi. Bunun için bütün toplum, tek bir dil (Türkçe) ve tek bir kültüre (Türk kültürü) asimile edilmeliydi. Toplumu modernleştirecek reformlar da ancak modernleşmeci seçkinlerin otoriter yönetimi altında, yukarıdan aşağıya topluma dayatılmasıyla, gelebilecek direncin zor kullanarak kırılmasıyla başarılabilirdi.


Dersim'in Alevi Kürtleri 1934'te yukarıdaki anlayış doğrultusunda çıkarılan İskân Kanunu'nun hedefi oldular. Dersimlilerin, hilafetin kaldırılmasına değil ama dil ve kültürlerinin yok sayılmasına, Türkleştirilmeye itirazları vardı. Dersimli Alevi Kürtlerin piri Seyit Rıza, 1937'de Britanya dışişleri bakanı Anthony Eden'a yazdığı mektupta, Ankara hükümetinin yıllardır Kürtleri asimile etmeye çalışmasından; Kürtçe'yi yasaklayarak, Kürtçe konuşanları cezalandırarak, kendilerini Kürdistan'ın verimli topraklarından Anadolu'nun kıraç topraklarına zorunlu göçe tabi tutarak uyguladığı baskılardan yakınıyordu. Yani, uygulanan katliamların temel nedeni Dersimlilerin dayatılan asimilasyon politikalarına direnmeleriydi. Cumhuriyet döneminde yaşanan 29 Kürt isyanının temel nedeni de asimilasyon politikalarıdır.




Dersim Katliamını Kahramanlık Edasıyla Sunan Türk Medyası




Günümüzde olduğu gibi Türk medyası Kürtleri katledenleri kahraman yapmış ve çocukların katledilmesinden söz dahi etmemiştir.



İşte Dersim Katliamındaki gazete manşetleri


























Atatürk'ün Dersim Katliamından Haberi Varmıydı? Katliam Emrini Atatürk mü Verdi?





''Atatürk'ün Dersim katliamından haberi yoktu''gibi iddalar gerçeği yansıtmamakla beraber Dersim katliamı emrini de bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından verilmiştir.



Zira bizzat Atatürk yazılı bir emirle Dersim harekatını başlatmıştır.Ayrıca Atatürk imzalı madalya ve Seyit Rıza ile yapılan görüşmeler de ortadadır.



Atatürk imzalı Dersim Kararı



  • Atatürk'ün manevi kızı ve Türkiye'nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen katliamı yapan hava ekibinin başındaydı.


Katliamdan önce kullandığı bombardıman uçağıyla Sabiha Gökçen


Erdoğan'ın Dersim Katliamı ile İlgili Sözleri



Erdoğan Dersim için özür diledi
 Recep Tayyip Erdoğan CHP ile devam eden "Dersim olayları" polemiğinde 4 belge açıkladı. Erdoğan CHP’nin bu katliamın sorumlusu olduğunu belirterek özür dilemesi gerekenin CHP Lideri Kılıçdaroğlu olduğunu söyledi. Erdoğan "Eğer devlet adına özür dilenecekse, böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum" dedi.









Seyit Rıza'nın 75 yıl sonra ortaya çıkan mektupları





İlgili Bağlantılar

http://www.xn--krtler-3ya.com/2015/11/kurtlere-yapilan-haksizliklar-zulumler-katliamlar-iskenceler.html

Zilan Katliamı’nı tanıkları anlatıyor

Zilan katliamının izleri

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
This is the last post.

Hiç yorum yok:

Yorum Yapın

Sağlıklı Bir Tartışma Ortamı için,Lütfen Yorumlarınızı Küfürsüz yazın..

Loading...