» » » » » » » AKP'NİN KÜRT BAKANI WASHINGTON'DA 'İYİ HİKAYE' AVINDA


Saddam’ın Kürt Ekonomi Bakanı
Saddam’ın 1980lerin ortasındaki İbrahim Halid isimli bakanı (ekonomi danışmanı) vardı. Kürtler çok iyi bilir. O da Kürt idi ve Halepçe’de Saddam Kürtleri gazla öldürdüğü sıralarda Halid, kariyerinin en parlak dönemlerini yaşamıştı. O da ekonomiden sorumlu idi ve dört bir yana gidip, Saddam’ın ekonomisini gururla anlatırdı,’’ kıyaslamasını yaptı.


Erdoğan'ın Kürt Ekonomi Bakanı
Güneydoğu sokaklarında tanklar gezer, cesetler yerden kaldırılamazken, Kürt kökeni ile Washington'da Türkiye hikayesini anlatan Memet Şimşek'i dinlemeye tekrar döndüm.












AKP hükümetine yakınlığı ile bilinen SetaDC kurumunun 5. yıllık konferansı Washington’da yapıldı. Konferansa onur konuğu olarak Başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek, haberde de belirtildiği gibi, Türkiye adına uzun süredir duyulmayan ‘iyi hikayeyi’ anlatmak için gayret gösterdi.

Türkiye tarafından bakan düzeyinde katılım gösterilen bu konferansa ABD tarafından hiçbir yetkili iltifat etmedi. Düşük düzeyde dahi olsa bir konuşmacı gelmedi. İzleyenler arasında da bilindiği kadarıyla Amerikan yönetiminden kimse yoktu. Bu durum, SetaDC'nin Washington'da bir düşünce kuruluşu olarak kabul edilmesi için gitmesi gereken çok yol olduğunu gösterdi.

Şimşek Heyecanı

Washington’da, göreceli olarak bu tip konferanslar için ortalama büyüklükte bir salonda yapılan toplantıda Şimşek oldukça heyecanlı ve şevkli göründü konferansta. Uzun yıllardır gölgesinde kaldığı Ali Babacan’ın yerini doldurmaya çalışıyordu adeta. 1 saate yakın konuşmasında ben sayamadım ama düzinelerce kez reformdan bahsetti.

İşin doğrusu, Kürtçe konuşan, Kürt başbakan yardımcısı, Kürt sorununun giderek uluslararası medyada daha çok duyulduğu bir dönemde, kendi hikayesinin cazibesi de olan bir isimdi. Ali Babacan'ı ekarte edip Şimşek ile dolduran 'üst akıl' ne yaptığının farkında idi. Batı eğitimli Şimşek, Amerikalıların o çok sevdiği ve her başkan adayında muhakkak bir çeşidinin olması lazımgelen ‘kişisel hikayesini’ anlatmaktan da keyif duyduğu belli idi. Konferansın en arka sırasında oturduğum yerden dahi Şimşek’in ‘Türkçe bilmeyen, okuma, yazması olmayan Kürt anne-babadan başbakan yardımcısı mümkün oldu’ mesajını verirken gözlerinin içinin güldüğü görülüyordu.

Şimşek’in Kürtlükle cezbettiği Türkiye hikayesini dinlerken, Twitter timeline’dan Silopi’de gözaltına alınan Nedim Oruç haberleri akıyor, güneydoğudan ölüm haberleri, tank sesleri akmaya devam ediyordu.

Saddam’ın Kürt Ekonomi Bakanı

O sırada yanımda oturan ve Kürt milliyetçi hareketine yakınlığıyla bilinen, kendisi de Kürt olan uzmana dönerek Şimşek’in Kürt hikayesi ile bezenen sunumunu sorunca bana gülümseyerek ilginç bir hatırlatma yaptı: ‘’Saddam’ın 1980lerin ortasındaki İbrahim Halid isimli bakanı (ekonomi danışmanı) vardı. Kürtler çok iyi bilir. O da Kürt idi ve Halepçe’de Saddam Kürtleri gazla öldürdüğü sıralarda Halid, kariyerinin en parlak dönemlerini yaşamıştı. O da ekonomiden sorumlu idi ve dört bir yana gidip, Saddam’ın ekonomisini gururla anlatırdı,’’ kıyaslamasını yaptı.

Güneydoğu sokaklarında tanklar gezer, cesetler yerden kaldırılamazken, Kürt kökeni ile Washington'da Türkiye hikayesini anlatan Memet Şimşek'i dinlemeye tekrar döndüm.

İstatiktikler Doğruyu Söyler mi?

Türkiye’nin rakamlarla nasıl da iyi bir yolda ilerlediğini anlattı Şimşek. Enteresandır, Şimşek, bir saatlik konuşmasında, 13 yıllık bir hükümetin bakanı olarak, kendi hükümetinin ekonomik performansını diyagram ile, yıldan yıla gelişimini anlatmak yolunu seçmedi. Bizim bilmediğimiz nedenlerden dolayı örnek aldığı rastgele yıllar yansıtıldı sunuma. Bu yıllar bazen '2000lerin başları' bazen 2006 oldu ve bunları 2016 ile karşılaştırıp, gelişimini anlatma yolunu seçti. 

Örneğin Şimşek Türkiye’nin şeffaflaşma ve yolsuzluk sıralamasında 2000 başları ile 2016 yılını karşılaştırırken, bazı diğer istatistiklerde ise 2006 yılı örnek alındı. 

Bu daha çok, son birkaç yıl içinde AKP’nin övünebileceği bir reform veya ilerleme kaydedilmemesinden ve sıralamalarda genelde geri kayıştan dolayı mı yapılmıştı? Yine bu ististatki rakamlar, Washington'da istenen 'yeni Türkiye hikayesi' için bir sihirbaz gibi kullanıldı.

‘Special Relationship’?

Bakan Şimşek, Türkiye ve ABD ilişkileri için ‘özel-special’ tabirini kullandı. ‘Özel ilişki’ genelde ABD’nin İngiltere ile olan uzun dönemli ilişkileri için kullanılan bir tabirdir. Ben hiçbir Amerikalı yetkilinin ağzından, tarihte böyle bir tabir duymadım. Obama 2009 Türkiye ziyaretinde ‘model işbirliği’ tabirini kullanmış, ‘stratejik işbirliği’ tabiri de ara ara kullanılagelmişti. Uzun yıllardır ‘model işbirliği’ tabirini kullanmayı bırakan Amerikalı yetkililer, son zamanlarda ‘stratejik işbirliği’ de az kullanır olmuştu.

Şeffaflık ve Yolsuzluk Mesajı

Şimşek, önümüzdeki üç ila altı aylık dönemde Meclis’e gönderilecek reform programlarının ‘’şeffaflığı artırmak ve yolsuzlukla mücadele’’ üzerine olacağını vurguladı. Türkiye’nin isminin son zamanlarda bolca yolsuzluk ile anıldığını çok iyi bilen Batı eğitimli Şimşek, bu yönde hükümetlerinin çalışmasının olduğunun herkes tarafından bilinmesi gerektiğinin farkındaydı. Bu konudaki yasaların Meclis’i ‘sele boğacağını’ dahi iddia etti Şimşek.

Şimşek, bir saate yaklaşan konuşmasında, Türkiye hikayesinin Washington’da bitmiş olduğunun farkındalığından olsa gerek, yeni bir Türkiye hikayesinin doğduğuna dair dinleyicilerini ikna etme çabasında oldu. Bu konuda espriler yaptı.

Şimşek’in Washinton’a gönderilmesi ve konuşmasındaki geçirdiği düzinelerce reform kelimeleri tabi ki rastlantı değildi. Şimşek, hükümetin bir temsilcisi olarak, güneydoğu olayları ile ilgili olarak, suçun tümüyle karşı tarafa ait olduğunu, kendi hükümetinin bütün vatandaşların birinci sınıf vatandaş olması için çalıştığını söyledi ve ekledi: ‘’geçmişte bazı hatalar yapıldığını kabul etmeli.’’

Amerikalı Uzmanlar 'İstikrar'ı nasıl görüyor? 

Günün üçüncü ve son panelinde ise Washington’da Türkiye uzmanı olarak GMF’de olan, aynı zamanda ‘’APCO Worldwide’’ isimli ve Türkiye’de de ofisi olan özel şirkette çalışan Joshua Walker vardı. APCO Worldwide’ın websayfasına göre şirketin yaptıklarının çoğu ‘özel doğaya’ sahip, ondan dolayı ayrıntılı olarak Türkiye'de de ne gibi işler yapıldığı görülemiyor. Walker ile birlikte aynı panelde konuşan ve ‘Türkiye dostu’ olarak bilinen Kongre eski üyesi Robert Wexler, Türkiye’de istikrarı Erdoğan’da gördüğünü söylemekte bir sakınca görmedi.

Bu uzmanlar, istikrar ile Erdoğan’ı bir görürken, Türkiye’yi Twitter üzerinden izleyenler ise aynı dakikalarda güneydoğuda yaşanan çatışmaları, olağanüstü hali, tanklarla yıkılan mahalleri, ölen sivilleri ve tutuklanan gazetecileri takip ediyordu.

İstikrarı Erdoğan’da gören bu Amerikalı uzmanların bu görüşlerinin aynı zamanda Obama yönetiminin bir kısmının da bir yansıması olduklarında şüphe yoktu. 2011 Arap Baharı öncesi Mübarek’de Mısır’ın istikrarını gören gözlere paralel olarak Türkiye’nin ekonomisinde, ülkenin yarıya yakın bölümündeki savaş haline rağmen ‘istikrarın’ Erdoğan'da olduğunu ileri sürmekteydiler.

Amerikalı uzmanlarla birlikte aynı panele dahil olan diğer bazı Türk uzmanlar da, geçmişte Türkiye-ABD ilişkilerinin bittiğini, Türkiye’nin kaybedildiğini iddia edenlerin aslında bölgenin en istikrarlı ülkesi ile ilişkilerin kesilmesini savunan, mantıksız yaklaşımlar olduğunu anlattı.

Türkiye İçin Özgürlükler Lüks Görülüyor

AKP yönetiminin SetaDC konferansı vasıtasıyla Washington’a getirdiği mesaj ‘istikrar’ idi. Gün boyunca konuşan uzmanların hemen hiçbiri Türkiye’nin demokrasisinden bahsetmedi. Wexler gibi ‘basın özgürlüğü olsa iyi olurdu’ gibi bazı mırmırlar etti. Veya Walker gibi, önce istikrar dedikten sonra, daha detaylı olarak konuya gidildiğinde biraz da basın özgürlüğünden bahsedildiği görüldü. 

Türk uzmanlar ise AKP’nin 2000li yılların ilk on yılında olduğu gibi Türkiye’nin demokrasisi, özgürlükleri konularına yaklaşmadılar dahi.

Türkiye değil, adeta Washington’da bir Arap diktatörlüğü konuşuluyor gibiydi.

Dün beşincisi düzenlenen SetaDC konferansının dördüncüsü ise neredeyse iki yıl önce aynı salonda yapılmıştı. 2014 yılının Nisan ayında yapılan o konferansta bulunan Mustafa Karaalioğlu, bu süre içinde ‘hain’ ilan edilerek, kadrodan çıkarıldığı hatırlandı. 2014'deki bir başka katılımcı Ali Bayramoğlu ise giderek artan dozda AKP eleştirilerine devam etse de, halen Yenişafak’da yazmaya devam ediyor. Bu kez Bayramoğlu da Washington’da yoktu.

Erdoğan Dokunulmaz

Gün boyu yapılan SetaDC konferansındaki panellerde onca uzman, Türkiye’nin konuşulduğu bu ortamda ülkenin tartışmasız lideri Tayyip Erdoğan hakkında tek bir eleştiri getirmediler. Erdoğan’ın ismi konferansta pek geçmedi dahi. Adeta dokunulmaz kaldı.

AKP’ye yönelik eleştiriler de pek görülmedi. Türk uzmanlar zaten AKP yanlısı olarak bilindiğinden bu durumda pek garipsenecek bir durum yoktu. Amerikalı uzmanlar da görüldüğü kadarıyla çağrıldıkları konferansın hassasiyetlerine dikkat gösterdiler. Hatta günün son panelinde SetaDC’nin direktörü Kadir Üstün daha dinamik bir panelle ve daha agresif sorularla ortaya çıkmasına rağmen konuklarından pek AKP eleştirisi gelmedi.

Kaynak:Haberdar

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt

Hiç yorum yok:

Yorum Yapın

Sağlıklı Bir Tartışma Ortamı için,Lütfen Yorumlarınızı Küfürsüz yazın..

Loading...