medine hendek savaşı cizre



İslam öncüleri için Mekke yaşanmaz hale gelince Müslüman topluluk Yesrib’e (Meddine) sığınmıştı. Fakat zamanın zalimleri Müslüman azınlığı orada da rahat bırakmıyordu.  Onları yok etmek istiyorlardı.

Hz Muhammed öncülüğündeki ilk Müslüman grup da canını, malını çocuklarını, namuslarını barbar müşriklerden (kâfirler) korumak için son çareyi Yesrib’in etrafına büyük çukurlar kazmakta bulmuştu.
Müşriklerin saldırabileceği her yere kazıdıkları bu çukurlara ‘Hendek’ diyorlardı.
Müslümanlar sayıca ve askeri mühimmat bakımından çok zayıftılar fakat onların savaşmaktan başka çareleri yoktu ve haklıydılar.

Müşriklerin sayısı ise, o zamanlar için çok büyük bir rakam olan, 10 binleri geçiyordu. Ve her tür silahları vardı ama onlar haksızdılar.

Derken,  bir avuç Müslüman, o karanlık güçleri, o hendeklerin, barikatların karanlıklarına gömmüştü. Yani, dünya tarihini değiştiren ‘Hendek Savaşı’nı, sayıca ve güç bakımından zayıf olan haklılar kazanmıştı.

Daha önce de benzer direnişler, savunma amaçlı savaşlar verilmiştir kuşkusuz. Ama ‘hendek’ denince işte o günden beridir bu kutsal savunma gelir insanların aklına.
Akabinde, Avrupa’da, Latin Amerika’da, Vietnam’da, Paris’te, Cezayir’de zayıf olmalarına rağmen mazlumlar yani, hendekleri açanlar kazanmıştı.

1848’de barikat ya da sokak savaşlarının muhasebesini yapan savaş lordu Engels, şöyle yazıyordu: ‘’Bu konuda hayale kapılmayalım. Ayaklanmanın sokak savaşında askerlere karşı, bir ordunun diğerine karşı kazandığı türden gerçek bir zafer kazanması, en az rastlanan istisnalardan biridir. Ama zaten, isyancılar da bu tür bir beklentiye nadiren sahip olmuştur. Onların tek amacı, (…) gündeme gelen manevi etkiler aracılığıyla askerleri zayıf düşürmekti. Yani, ‘tüm örneklerde zafer, askerlerin savaşmayı reddetmesi, komutanların karar alma yeteneklerini yitirmesi ya da ellerinin kollarının bağlanması sayesinde kazanılmıştı.’ Dolayısıyla ‘sokak savaşlarının’ esas işlevi, somut (ya da askeri) güç dengelerini değil, moral dengeleri değiştirmesi, bu anlamda da baskı aygıtını bir krize sürüklemesi ihtimalidir.’’
Allah’ın kitabında ise, (Kur’an) savunma üzerine en az 58 ayet bulunmaktadır. Bunların çoğunda da, ‘Eğer size bir saldırı olursa kendinizi savunun, siz de savaş açanlara karşı savaşın yazmaktadır.(2/177 - 2/190 - 2/191 - 2/193 – 2/94 - 2/216 - 2/217 - 2/244 - 2/246 - 2/279 - 3/111 - 3/121 - 3/146 - 3/156 - 3/167 - 4/71 - 4/74 - 4/75 - 4/76 - 4/77 - 4/84 - 4/90 - 4/101 - 5/24 - 5/33  - 5/64 – 8/1 – 8/16 - 8/39 - 8/57 - 8/65 - 9/13 - 9/29 - 9/36 - 9/38 - 9/39 - 9/41 - 9/83 - 9/107 - 9/111 - 9/123 - 16/81 - 22/39 - 27/33 - 33/20 - 33/25 - 47/4 -47/20 - 47/21 - 48/16 - 48/22 - 49/9 - 57/10 - 59/11 - 59/12 - 59/14 - 60/8 - 60/9)

Mesela Bakara süresinin 190, 191 ve 194. ayetlerinde şöyle yazmaktadır:‘Size savaş açanlara karşı, siz de Allah yolunda savaşın.(وَقَاتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ )Sizi öldürmeye kalkanları, siz de yakaladığınız yerde öldürün. Sizi sürdükleri yerden, siz de onları sürün. Fitne (baskı ve zorbalık), öldürmekten daha kötüdür. (وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ وَالْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنْ الْقَتْلِ  ) Kim size saldırırsa, siz de ona misilleme yapın.’ (فَمَنْ اعْتَدَى عَلَيْكُمْ فَاعْتَدُوا عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا اعْتَدَى عَلَيْكُمْ وَاتَّقُوا)
Nisa suresinin 71. Ayetinde de ‘Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız. Onlara karşı ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekûn seferber olunuz. (يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانفِرُوا ثُبَاتٍ أَوْ انفِرُوا جَمِيعًا ) diye yazmaktadır.

Bugünlerde yine bir hendekler savaşı baş alıp gitmiş durumda. Yine bir tarafta çok güçlü ve zalim bir taraf var. Hitler gibi, tek mezhep, tek dil, tek zihniyet, tek millet diyorlar. Sayıca çok fazlalar. Dünyanın son teknolojisini, silahlarını kullanıyorlar. Tüm çirkefliklerini yapıyorlar.
O hasta ruhlar Sur’da, Silopi’de, Cizre’de, Gever’de, Kobani’de, Şengal’de, her tarafı yakıp yıkıyorlar. Dili yasak, kültürü yasak; tüm insani hakları gasp edilmiş insanlara saldırıyorlar. Cenazeleri parçalayıp, sürüklüyorlar. Anne karnındaki bebekleri dahi vuruyorlar. Çocuklarının cenazelerini almaya kalkışan yaşlı başlı kadınları tarayıp öldürüyorlar.

Öte tarafta ise, yaşamak için savunan ve hakları gasp edilmiş insanlar… Tıpkı Medine’de, Stalingrad’da, Paris’te, Toledo’da, Kobani’de olduğu gibi ‘hendek’lere sığınmışlar.

Ama şimdiki hendek savaşları’nın öncekilerden bir farkı var tabi ki. Medine’de geçen savaşta müşrikler kendi adlarıyla saldırıyorlardı.
Şimdi ise o zihniyet, Müslümanlık kılığında saldırıp, İslam adına insan öldürüyor. Bu kirli savaşı Müslümanlık adına, Türklük, Araplık adına yapıyor.
‘Belki masallar çocuklara uyumaları, yetişkinlere de uyanmaları için anlatılır’ diyen Jorge Bucay neyi kastetmiş olabilirdi? Masalların arkasında yatan gerçek hikâyeleri kastetmiş olabilir miydi? Madalyonun görünmeyen arka yüzünü, ya da kırmızı perdenin ardında saklanmış kahramanların gerçek rollerini?
İşte, şimdi tüm değerler alt üst edilmiş, isimler yer değiştirmiş. Zulüm yapanın adı mağdur, mazlumun ismi ise hain, yok edilmesi gereken düşman olmuş.


‘İslam’ı, asırlarca kendi ihtirasları, cinsel ve mali menfaatleri için kullanan zihniyetin Türkiye’deki ayağı hâlihazırda her şeyi özel savaş’ın hizmetine sokmuş.
Kitle iletişim araçları, basın, medya, din hepsi yandaş yapılmış; mazlumun sesi kısılmış, doğru, tüm köylerden kovulmuştur.
Fakat geriye dönüp baktığımızda faşist despotların yerinde yeller esiyor. Franco, Hitler, Mosolini, ateşin babası Ebu Leheb, cahilliğin babası Ebu Cehil gibiler, lanetle anılıyor şimdi. O, hendeklerde, barikatlarda durup dünyayı değiştiren Hz Muhammed, Hz Musa gibi zulme karşı durmuş büyük ruhlar ise sevgiyle anılıyorlar.
Akabinde Selman Farısi, Gavanı Kurdi,  Bilali Habeş, Leyla Kasım, Beritan, Rosa Lüksemborg, Che Guevara, Ho Chi Minh, Egit gibi insanlar, birer insanlık yıldızı gibi, şan ve şerefle anılıyor.
Şimdi o hendekler Sur’da, Gever’de, Cizre’de insanlığın yolunu aydınlatıyor. Binyıllardır kutsanarak estetize edilen çirkinliğin, barbarlığın karşısında aç, susuz şekilde dimdik duruyorlar.
Kobani, Toledo, Paris Komünü, Dımdım Kalesi, Stalingrad Direnişleri gibi insanlığın yolunu aydınlatıyorlar.
Unutulmasın ki her ne zaman savaşa giderseniz, hayaletler tarafından avlanırsınız. İşte o ‘hendek’lere saklanan ‘hayaletler’ tarafından yenilirsiniz!

Kaynak:yüksekovahaber.com

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt

Hiç yorum yok:

Yorum Yapın

Sağlıklı Bir Tartışma Ortamı için,Lütfen Yorumlarınızı Küfürsüz yazın..