Kerkük Kimin? Kerkük Kürt Şehri mi Yoksa Arap veya Türkmen Şehri Mi?

30 Aralık 2018 1.624 views 0

Zaman zaman gündeme gelen Kerkük şehri gerçekte kimin şehri? Kerkük Kürt şehri mi yoksa Arap yada Türkmen şehri mi?Kerkük’ün demografi yapısını kim değiştirdi?

Kerkük (Arapça: كركوك; Kürtçe: Kerkûk), Irak Federal Cumhuriyeti‘ndeki Kerkük ilinin başkenti olan şehirdir. Irak‘ın başkenti Bağdat‘ın 236 km kuzeyinde, Erbil‘in 83 km güneyinde, Musul‘un 149 km güneydoğusunda, Süleymaniye‘nin 97 km batısında yer almaktadır.

Asur başkenti, Kerkük, 5000 yıllık harabeleri üzerinde, Khasa nehri yanında yer alır. MÖ 10 ve 11. yüzyıllarda Asurlular döneminde çok büyük bir öneme kavuşmuştur. Stratejik ve coğrafik önemi nedeniyle Kerkük şehri, üç imparatorluk için adeta bir savaş alanıydı;Asur imparatorluğu, Babil ve Med imparatorlukları, şehri farklı tarihlerde yönetmişlerdir.

Tarihi olarak, şehir her zaman Kürtler ve Türkmenler tarafından kültürel bir başkent olarak gösterildi. 2010‘da Irak Kültür Bakanlığı tarafından Irak kültürünün başkenti olarak isimlendirildi.

Ayrıca Kerkük bölgesi önemli bir petrol sahasıdır.

Bu denli anlamlar yüklenen ve uğruna savaşlar verilen Kerkük hangi milletin şehri?

Kerkük Kimin? Kürtlerin mi, Türklerin mi Arapların mı?

Kerkük şu milletindir derken iyi araştırmak ve doğru belgelerle olayı analiz etmek lazım.Zira günümüzde Türkiye‘de duvarlardaki yazılara bakarsak,sosyal medyadaki afilli içi boş sözlere bakıp ergenlerin çığırttığı “Kerkük Türktür Türk kalacak” dediklerine bakarsak ever “Kerkük Türk şehridir” diyebilirler.

Ama gerçek bundan oldukça farklı zira Kerkük Türkiye‘nin izlediği politikaların aksine hep Kürt şehri olarak görüldü.

1957 yılından sonra bilinçi olarak Baas rejimi tarafından Kerkük‘ten Kürtler sürüldü yerlerine Arap ve Türkmen aileler getirildi.

Bu sayede günümüzde Arap ve Türkmen nüfusu oldukça artmıştır.Kerkük adeta Araplaştırılmış Türkleştirilmiştir.

Kerkük Kürt Şehridir

Evet kuşkusuz Kerkük Kürt şehridir. Nasıl mı? Kaynak ve belgelerle analiz edelim

Tarafsız Osmanlı Araştırmacılarının Gözünden Kürt Şehri Kerkük !

Diğer yazılarımızda belirttiğimiz gibi Osmanlı döneminde Kürt veya diğer etnik gruplara karşı bir düşmanlık yoktu.Tarih olduğu gibi anlatılmış günümüz kemalist anlayışla kaynaklar değiştirilmemiştir.


Bunun en güzel örneği;

Şemseddin Sami’nin Kamusü’l-Alam adlı eserinde görmekteyiz. Şemseddin Sami’nin Kamusül-Alam eserinde Kürdistan‘ı tarif etmekte ve Kerkük‘ün Kürt şehri olduğunu gösteren en eski ve sağlam bir kaynaktır.

Kamusü’l-Alam eserinde Doğu coğrafyasını araştırmasında;

1889-1898 yılında yazılan eserde Kerkük ve Musul’un Kürt varlığından açıkça söz edilmektedir.

Tarihteki ilk Türkçe ansiklopedi kabul edilen Şemseddin Sami’nin Kamusül-Alam adlı eserinde; Musul, “Cezirenin kuzeydoğu bölümü ile Kürdistanın güneydoğu bölümünden oluşan ve Dicle’nin iki yanında yer alan bir il” olarak nitelendirilir ve nüfusu 300.280 olarak verilir.(12) Bu nüfusun 159.680’i Musul’da, 89.000’i Şehrizor’da 51.600’ü Süleymaniye’de yaşamaktadır. O tarih itibarıyla henüz idari yapı değişmeden, Musul’da yaşayan Kürtlerin nüfusu 59.380’i Müslüman, 14.900’ü Yezidi olmak üzere toplam 74.280 olarak verilmektedir. Geriye kalan nüfus ise, Arap, Türkmen, Keldani, Süryani, Yakubi, İsraillilerden ve diğer mezheplerden oluşmaktadır. (age,s.186-187)

Aynı eserde, Kerkük, “Kürdistanın Musul ilinde Şehrizor sancağının merkezi” olarak nitelendirilir ve halkının yapısı şöyle yansıtır: “Halkının dörtte üçü Kürd, geriye kalanları da Türk, Arap vs. 760 İsrailli ve 460 Keldani de vardır.” (age.s.151)

Kerkük Türktür” diyenlerin aksine , yukarda da vurgulandığı gibi, daha 1890’lı yıllarda Şemseddin Sami, Kerkük sancağı nüfusunun dörde üçünün zaten Kürt olduğunu söylüyordu.

Kerkük‘ün Nasıl Kürt’süzleştirildiğini Gösteren Nüfus Sayımları

 

Kerkük’ten Kürtler Sürüldü Araplar Getirildi

Kürtler, Batılı devletlerin insafına terk ettiği Arap yönetimlerinin eliyle büyük acılara ve katliamlara maruz kaldılar.Diktatör Saddam yönetiminde, bu acılar dayanılmaz boyutlara ulaştı. 1988 yılında, II. Dünya Savaşı sonrası en büyük kimyasal katliama ve toplu bir göçe maruz kalırken; yine Saddam yönetimi eliyle uygulanan Askeri Enfal Hareketi’nde de 200.000’e yakın Kürt katledilmiştir.. Keza güneydeki Şii Araplara da benzeri bir katliam uygulanmıştı.

Geçmiş Arap yönetimleriyle Saddam yönetimi döneminde Kürtlerin yerlerinden koparılarak sürülmesi ve bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi sıradan olaylardı.

Arap Kemeri” politikalarıyla Rojava’daki (Kuzey Suriye) Kürtler göç ettirilerek yerlerine Arap aileler yerleştirilmişti.

Tüm bu gelişmelere bakarak Kerkük veya Musul türk şehridir demek bir fanteziden ibaret olur.Türkiye‘nin yıllardır izlediği “önemli bir yerleşim yerini veya önemli bir şahsiyeti türkleştirme” politikası maalesef halen devam etmektedir.

Kerkük Nasıl Türk Şehri Oldu?

Bilindiği gibi Kerkük Osmanlı‘nın yönetmindeyken 5 haziran 1926’da yapılan Ankara Antlaşması ile Musul ve Kerkük Irak‘a bırakıldı ve Musul petrollerinin Irak‘a kalan gelirinin %10’unun 25 yıl süreyle Türkiye‘ye verilmesi kararlaştırıldı.
Türkiye Hükümeti, %10 hissesini paraya çevirerek karşılığında 500.000 İngiliz Sterlini almıştır.

Chp iktidarı son bulduktan sonraki aşamada özellikle Sağcı kesimlerde bir Musul ve Kerkük duyarlılığı başlamış ve bu iki şehir üstünde hak iddaa etmek için bu “Musul ve Kerkük Türktür” algısı yaratılmıştır. Burdaki amaç tamamen kaybedilen ve değeri artan petrol havuzunda kendine bir pay çıkarmak

Bu süreç zamanla Musul ve Kerkükteki türkmenleri gaza getirmiş ve sayıları Kürt ve Araplara nazaran az olmasına rağmen “Kerkük türk şehridir” algısını onlarda yapmaya devam ettiler.

Türkiye toplumunda bilen bilmeyen duvar yazları gibi ” Kerkük Türktür Türk kalacak ” fantezisi  iyice yayılmıştır.

Yaptıkları son açıkmalarda Erdoğan ve Binali Yıldırım‘da bu fanteziye iyice kendilerini kaptırmış durumdalar.Referandum sürecinde “Milliyetçi tabana yaranmak “istenilmesinden midir bilinmez “Kerkük Türk şehridir” nakaratlarını söylemektedirler.

Kerkük Uğruna IŞİD ile Savaşan Yine Kürtler Oldu !

Irak ve Suriyede yayılan IŞİD tehlikesi karşısında direnen canlarını verenler yine Kürtler olmuştur.Zira IŞİD 2014 yılında Musul ve Kerkük‘e saldırdığı zaman Irak ordusu ve Türkmenler Musul’dan kaçmış ve bir gecede Musul IŞİD işgali altına girmişti.

Aynı saldırı Kerkük‘e yapıldığı zaman yine aynı şekilde Irak ordusu Türkmenler IŞİD‘ten kaçmıştır. Kerkük‘ü IŞİD barbarlarına karşı savunan canlarını veren Kürtler olmuştur.Kürt ordusu Peşmerge güçleri olmasaydı bugün Kerkük Musul gibi IŞİD işgali altındaydı.

Vatan namustur diyerek “Kerkük Türklerindir” kuru sloganları atan türkmenler IŞİD saldırılarında neden şehirleri koruyamamışlardır? Bugün Kerkük‘te türkmenler konuşabiliyorsa bu yine Kürtler sayesindedir.

Daeş Kerkük‘e saldırınca ortada ne Irak ordusu vardı ne de Türkmenler.. Kürtler savaştı, yüzlerce pesmergesini feda etti ve orada yaşayan tüm etnik ve dini unsurların namusunu korudu.

Tüm bunlara rağmen IŞİD tehlikesi zayıfladığı şu dönemde Kürtlerin kontrolünde olan Kürt şehirleri için türktür demek aslında en büyük nankörlüktür.

www.kürtler.com

BENZER KONULAR
YORUM YAZ